KKTC Siyasetinde İkinci Kadın Başbakan Dönemi Mi?
KKTC siyasi tarihinde bugüne kadar “ilk kadın başbakan” unvanı, 2013 yılında kısa süreli bir geçici hükümete liderlik eden Sibel Siber tarafından taşınmıştır. Ancak bu deneyim, süresinin sınırlılığı nedeniyle kurumsal bir dönüşüm üretmekten ziyade sembolik bir temsil düzeyinde kalmıştır.
Bugün tartışılan ihtimal ise geçici bir yönetsel boşluğun değil, sandık meşruiyetine dayalı ve kalıcı bir yürütme liderliğinin söz konusu olabileceğini göstermektedir.
Siyasi kulislerde bu ihtimalin merkezinde ise Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Dr. Sıla Usar İncirli bulunuyor.
Aradan geçen yılların ardından, ikinci kadın başbakanın yine CTP’den ve yine bir hekim kökenli siyasetçi olması ihtimali dikkat çekiyor.
CTP Genel Başkanlığı görevine kısa süre önce seçilen Dr. Sıla Usar İncirli, partinin önceki genel başkanı Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından bu görevi devraldı. Yaptığımız telefon görüşmesinde, henüz bir ayını dolduran İncirli’nin siyasi hedefleri ve iddiası yüksek; “bekleyelim-görelim” siyasetini değil, “geliyoruz” söylemini tercih ediyor.
Sohbetin başında sözü biraz da bilerek gülümseten bir yerden açtım.
“Size şimdiden ulaşalım istedik. Zira yakın geleceğin Başbakanı olarak anılıyorsunuz. O koltuğa oturursanız, telefona çıkmak zorlaşır.” dedim
Ne “istemem, yan cebime koy” havası vardı ne de topu taca atan bir cevap. Aksine, son derece rahat ve kendinden emin bir duruş sergiledi. Belli ki bu ihtimali kulağına hoş gelen bir temenni olarak değil, gerçekçi bir siyasi hedef olarak görüyor.
“YÜZDE 63’LÜK SONUÇ ÖNEMLİ BİR GÖSTERGE”
Bu kadar özgüvenin mutlaka bir dayanağı olmalıydı. “Neye yaslanıyorsunuz?” diye sorduğumda, hiç tereddüt etmeden Cumhurbaşkanlığı seçimlerini hatırlattı.
CTP’nin adayı Tufan Erhürman’ın yüzde 63 gibi ezici bir oranla seçilmesini, mevcut iktidar açısından açık bir yenilgi olarak değerlendirdi. Bu sonucun, sadece bir isim değişikliği değil, toplumun yönetime dair kanaatini ortaya koyan güçlü bir mesaj olduğunu söyledi.
Peki, bu tabloyu ölçen anketler var mıydı?
Hayır. Herhangi bir kamuoyu araştırması yaptırmadıklarını açıkça ifade etti. Ama sahada gördüklerinin, birebir temasların, toplantıların ve sokaktaki havanın kendilerine başka bir şey söylediğini ekledi.
Yüzde 63’lük oranı aynen yakalamayı beklemediklerini kabul ediyor. Ancak bunun da ötesinde bir iddiası var: CTP’nin yapılacak ilk seçimde Meclis’te güçlü bir çoğunluğa ulaşacağını, en az 30 milletvekili çıkarabileceklerini rahatlıkla dile getiriyor.
Bu sözler, temkinli bir muhalefet liderinin cümleleri değil. Daha çok, sandığa hazırlanmış ve iktidarı zihninde çoktan prova etmiş bir siyasi aktörün dili.
Bu söylemlerin ne kadarının gerçekleşeceğini ise, her zamanki gibi, sandık gösterecek.
ERKEN SEÇİM İHTİMALİ MASADA
İncirli’ye göre KKTC’de erken seçim ihtimali giderek güçleniyor. Normal seçim takvimine yaklaşık bir yıl bulunduğunu, ancak 2026’nın ilk yarısında, özellikle Mayıs veya Haziran aylarında seçim yapılmasının mümkün olduğunu belirtiyor. Hükümet içindeki görüş ayrılıklarının ve istikrarsızlığın ise erken seçim ihtimalini artıran ve seçimi daha erken tarihe alabilecek unsurlar arasında olduğunu ifade ediyor.
CTP’nin yalnızca siyasi bir parti refleksiyle değil; sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve ekonomik örgütlerle istişare halinde hareket ettiğini vurgulayan İncirli, toplumda belirgin bir “değişim talebi” bulunduğunu savunuyor.
CTP Genel Başkanı, mevcut hükümete yönelik eleştirilerinde ekonomiden güvenliğe, eğitimden sağlığa kadar geniş bir yelpazeye dikkat çekiyor. İncirli, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarının kamuoyunda ciddi rahatsızlık oluşturduğunu, bunun da iktidarın meşruiyetini zayıflattığını ileri sürüyor.
DIŞ POLİTİKA VE TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER
Görüşmemizde dış politika ve özellikle Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkiler de gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın seçim öncesi ve sonrası söylemleri arasında bir fark algısı oluştuğuna yönelik değerlendirmeleri sorduğumuzda, İncirli bu algının gerçeği yansıtmadığını ifade ediyor.
CTP’nin ve Cumhurbaşkanı Erhürman’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs meselesindeki vazgeçilmez rolünün farkında olduğunu vurgulayan İncirli, bu konuda her zaman hassas bir dil kullanıldığını belirtiyor.
“KIBRISLI TÜRKLERİN GELECEĞİ RUMLARIN İNSAFINA BIRAKILAMAZ”
Yazımızı, CTP Genel Başkanı Dr. Sıla Usar İncirli’nin Kıbrıs meselesine dair değerlendirmeleriyle tamamlayalım:
“Kıbrıs sorunu, KKTC açısından hayati öneme sahiptir. Bu sorun, Türkiye Cumhuriyeti olmadan çözülebilecek bir mesele değildir. Bunun bilincindeyiz. Kıbrıs Türk halkı uzun süredir statükonun devamını istemiyor; adil ve kalıcı bir çözüm arzuluyor.
Kıbrıslı Türklerin geleceği, Rum tarafının isteğine ya da istememesine bağlı değildir, Rumların insafına bırakılamaz. Bu, tek taraflı alınacak bir karar da değildir. Biz kendi girişimlerimizi yapacağız. Cumhurbaşkanımız bu konuda küçük ama kararlı adımlarla ilerliyor. Çözüm kısa vadede mümkün görünmeyebilir; ancak hiç çaba gösterilmezse hiçbir sonuca da ulaşılamaz.”