DEĞER–LİYAKAT–VİZYON EKSENİNDE TOPLUMSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
DEĞER–LİYAKAT–VİZYON EKSENİNDE TOPLUMSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Recep Yavuz'un yazısı...
Recep Yavuz'un yazısı...
Ahlâkî Sermayeden Kurumsal Etkinliğe Bir Analiz
Özet;
Bu makale, toplumsal sürdürülebilirliğin temel belirleyicileri olarak değer, liyakat ve vizyon kavramlarını bütüncül bir model çerçevesinde ele almaktadır. Çalışmada, bireysel değer sistemlerinin kurumsal liyakati nasıl şekillendirdiği ve bu ilişkinin toplumsal vizyon üretim kapasitesi üzerindeki etkileri sosyolojik literatür ışığında incelenmektedir. Değer aşınmasının toplumsal çürüme sürecine zemin hazırladığı; buna karşılık değer temelli liyakat anlayışının kurumsal güveni ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklediği savunulmaktadır.
Anahtar Kavramlar: Değerler Eğitimi, Liyakat, Sosyal Sermaye, Kurumsal Güven, Toplumsal Çürüme, Vizyon
1. Giriş
Toplumların yükselişi ya da çözülüşü yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamaz. Sosyolojik perspektif, bu süreçlerin arka planında normatif yapıların ve değer sistemlerinin belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Émile Durkheim, toplumsal düzenin ortak değerler etrafında kurulduğunu ve bu değerlerdeki çözülmenin “anomik” bir yapıya yol açtığını belirtir.[^1]
Günümüz toplumlarında gözlemlenen güven erozyonu, liyakat tartışmaları ve kurumsal verimsizlik, yalnızca yönetimsel sorunlar değil; aynı zamanda değer sistemlerindeki zayıflamanın göstergeleridir.
Bu bağlamda çalışma, şu temel iddiayı ortaya koymaktadır:
Değerler eğitimi ile inşa edilmeyen bir toplumsal yapı, liyakati kurumsallaştıramaz; liyakat kurumsallaşmadığında ise vizyon sürdürülebilirlik kazanamaz.
2. Kavramsal Çerçeve
2.1. Değer ve Sosyal Sermaye
Değerler, bireyin davranışlarını yönlendiren içsel normatif kodlardır. Pierre Bourdieu, sosyal sermayeyi bireyin sahip olduğu ilişkiler ağı ve güven temelli bağlar üzerinden tanımlar.[^2] Bu bağların sürdürülebilirliği ise ortak değer zeminine dayanır.
Robert D. Putnam’a göre yüksek sosyal sermayeye sahip toplumlarda güven, katılım ve kurumsal etkinlik artmaktadır.[^3] Güvenin temelinde ise değer bütünlüğü bulunmaktadır.
Dolayısıyla değer aşınması yalnızca bireysel bir etik sorunu değil; sosyal sermayenin zayıflaması anlamına gelmektedir.
2.2. Liyakat ve Kurumsal Rasyonalite
Liyakat, yalnızca teknik yeterlilik değildir; normatif sorumlulukla birleşmiş yetkinliktir.
Max Weber, modern bürokrasinin rasyonel-legal otorite temelinde liyakat esasına dayanması gerektiğini vurgular.[^4] Ancak liyakat sistemi değer temelli değilse, bürokrasi formel olarak varlığını sürdürse de işlevsel etkinliğini kaybeder.
İbn Haldun, devletlerin çözülmesini ahlâkî çözülmeyle ilişkilendirir.[^5] Bu perspektif, liyakat ile ahlâk arasındaki doğrudan ilişkiyi tarihsel bağlamda desteklemektedir.
2.3. Vizyon ve Toplumsal Sürdürülebilirlik
Vizyon, yalnızca gelecek tasavvuru değil; değer ve liyakat temelli insan kaynağı ile bu tasavvurun hayata geçirilmesidir.
Farabi’nin erdemli şehir tasavvuru, liderlik ile ahlâk arasındaki bağı açıkça ortaya koymaktadır.[^6] Erdemden yoksun bir güç, sürdürülebilir düzen kuramaz.
Bu çerçevede vizyon; normatif temeli sağlam, kurumsal liyakati yerleşmiş toplumlarda kalıcı hâle gelir.
3. Toplumsal Çürüme Dinamikleri
Toplumsal çürüme ani değil; kademeli bir süreçtir.
Değerlerde esneme
Norm ihlallerinin normalleşmesi
Liyakat yerine yakınlık ilişkilerinin güçlenmesi
Kurumsal güven kaybı
Zygmunt Bauman, modern toplumda ahlâkî belirsizliğin arttığını ve normatif sabitelerin zayıfladığını belirtir.[^7] Bu durum, bireysel tercihler ile kolektif sorumluluk arasındaki bağın gevşemesine yol açmaktadır.
Toplumsal çürüme, en temelde hassasiyet kaybıdır.
4. Değer–Liyakat–Vizyon Modeli
Bu çalışmada önerilen model üç aşamalıdır:
Değer: İçsel normların karaktere dönüşmesi
Liyakat: Değer temelli ehliyetin kurumsallaşması
Vizyon: Değer ve liyakat üzerine inşa edilmiş sürdürülebilir gelecek tasavvuru
Model, doğrusal değil; döngüsel bir yapıdadır. Güçlü vizyon, yeni değer üretimini teşvik eder; değer üretimi ise liyakati besler.
5. Sonuç
Toplumsal sürdürülebilirliğin temeli ekonomik kalkınma değil; normatif sağlamlıktır.
Değerler eğitimi; ahlâkî romantizm değil, stratejik zorunluluktur.
Liyakat; teknik yeterlilik değil, etik sorumlulukla birleşmiş ehliyettir.
Vizyon; söylem değil, karakter temelli yürüyüştür.
Eğer bir toplum:
Değeri karaktere,
Liyakati kuruma,
Vizyonu geleceğe yerleştirebilirse
sürdürülebilir yükseliş mümkün olur.
Aksi hâlde kurumsal yapı ayakta görünse bile, normatif zemin zayıfladığı için uzun vadeli çözülme kaçınılmazdır.
Sonuç olarak; yere düşen ekmeğe gösterilen hassasiyetin, yere düşen liyakat karşısında da gösterilebildiği bir toplumsal bilinç, sürdürülebilir kalkınmanın asli şartıdır.
Kaynakça
[^1]: Durkheim, É. (1897). Le Suicide.
[^2]: Bourdieu, P. (1986). “The Forms of Capital.”
[^3]: Putnam, R. D. (2000). Bowling Alone.
[^4]: Weber, M. (1922). Economy and Society.
[^5]: İbn Haldun (1377). Mukaddime.
[^6]: Farabi. El-Medinetü’l-Fazıla.
[^7]: Bauman, Z. (2000). Liquid Modernity.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.