Hamas’ın MİT/İstanbul temas ekseni Suriye-Lübnan bütünleşmesi mi?
Hamas’ın MİT/İstanbul temas ekseni Suriye-Lübnan bütünleşmesi mi?
Ömür Çelikdönmez yazdı;
Ömür Çelikdönmez yazdı;
Hamas’ın MİT/İstanbul temas ekseni Suriye-Lübnan bütünleşmesi mi?
Eğer Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kalın, İstanbul'da Mühendis Nizar Evdallah başkanlığındaki Hamas Siyasi Büro üyeleri ile görüşme gerçekleştirdiği, Anadolu Ajansı tarafından servis edilmeseydi, belki dünya kamuoyunun bu görüşmeden haberi olmayacaktı.
Bu kanaate nasıl vardığımı şöyle ifade edeyim; konu ile ilgili kaynak taraması sırasında İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, Farsça ve Arapça haber metinlerinin neredeyse Anadolu Ajansı’nın abonelerine geçtiği metinle aynı olduğunu fark ettim.
Bölgemizdeki sıcak savaş atmosferinde, Türk istihbarat başkanının bilgisi, izni ve onayı hatta talimatı olmadan bu içerikte bir haberin yayınlanması mümkün değildir. Dolayısıyla görüşmenin haberleştirilmesi, başta İsrail ve ABD olmak üzere İran, İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya, Rusya, Çin, Hindistan ve diğer ülkelere mesaj niteliği taşımaktadır.
İstanbul'da Hamas heyetiyle hangi konular ele alındı?
İki taraf, İsrail'in Filistin halkına yönelik saldırganlıklarını ve Gazze Şeridi, Batı Şeria ile Kudüs'teki devam eden ihlalleri ele aldı; özellikle Mescid-i Aksa'nın Yahudileştirilmesine yönelik sürekli girişimler gündeme geldi.
Bu girişimlerin en sonuncusu, heyetin “asılsız” olarak nitelendirdiği gerekçelerle 1967’den beri ilk kez Ramazan ve Ramazan Bayramı sırasında Mescid-i Aksa’nın kapatılmasıydı.
Her iki taraf da bu uygulamaların durdurulması ve işgalin sahada yeni gerçeklikler dayatmasının önlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Görüşmede, İsrail’in Filistin’e yönelik devam eden saldırıları ve ihlalleri değerlendirildi. Başta Kudüs olmak üzere, İsrail’in tüm bölgeyi ateşe vermeyi hedefleyen işgal ve istikrarsızlaştırma politikalarına karşı birlik vurgusu yapıldı; hiçbir “oldu-bitti”ye izin verilmeyeceği ifade edildi.
Gazze Ateşkes Anlaşması'nın ikinci aşamasına ilişkin detaylar ele alındı. Öncelikli olarak saldırıların durdurulması ve insani yardım, tıbbi malzeme ile altyapı malzemelerinin gecikmeksizin girişinin hızlandırılmasının önemi vurgulandı.
Ayrıca, İsrail’in birinci aşamayla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediği, bu yükümlülüklerin derhal uygulanması gerektiği belirtildi. Hamas heyeti ile yapılan görüşmede, Batı Şeria’da son dönemde artan yerleşimci terörü, yerleşim faaliyetleri ve İsrail güvenlik güçlerinin Filistinlilere yönelik baskısına karşı alınabilecek önlemler değerlendirildi.
Toplantının diğer odak noktası ise yerleşim faaliyetlerindeki artış, Batı Şeria’daki yerleşimcilerin eylemleri ve İsrail güvenlik güçlerinin saldırı ve tahribatına karşı çözüm yolları oldu.
Hamas heyeti, Türkiye’nin Gazze’de barışın sağlanması için bugüne kadar gösterdiği çabalar için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini iletti. Kaynaklar, Türkiye’nin Gazze’de kalıcı barışı sağlamak için çabalarını yoğunlaştırmaya devam edeceğini belirtti.
İsrail kaynakları, toplantıda Gazze Ateşkesinin ikinci aşamasının ele alındığını doğruladı; ancak özetlerde ateşkes planının önemli bir parçası olan Hamas’ın silahsızlandırılması konusuna değinilmediğini özellikle vurguladı.
Lübnan-Suriye bütünleşmesi gündeme geldi mi?
Bazı söylentilere göre, MİT Başkanı’nın söz konusu Hamas heyetiyle gerçekleştirdiği görüşmede sadece gündem meselelerine dair rutin diplomasi konuşmaları değil, Lübnan–Suriye bütünleşmesi ve bu coğrafyada yeni bir stratejik denklemin kurulması üzerine istihbarî düzeyde bir değerlendirme yapıldığı iddia ediliyor.
Bu çerçevede konuşulanların yalnızca iki taraf arasındaki siyasi yakınlaşma olmadığını, aynı zamanda bölgesel güç boşlukları, aktörler arası istihbarat paylaşımı ve bölünmüş Suriye unsurlarının yeniden enkapsülasyonu gibi karmaşık güvenlik ve jeopolitik süreçleri kapsadığına dair güçlü analizler bulunuyor.
İstihbarat literatüründe stratejik istihbarat (broad, geopolitical‑level intelligence) sadece mevcut durumu anlamak için değil, geleceğe dönük semboller ve niyetler dizisinin önceden okunması için de kullanılır.
Bu bağlamda bu görüşmenin kamuoyuna açıklanması mesajın “disseminasyon” aşamasının bilinçli bir parçası olarak değerlendirilebilir ki bu da yalnızca bölgesel aktörlere değil, küresel karar vericilere yönelik stratejik seviye bir sinyaldir.
Böyle bir işaret, Türkiye’nin Suriye ve Lübnan hattındaki bilgi akışını kontrol etme, denge yaratma ve aktörler arası “oyun kurucu” rolünü sürdürme kapasitesini açıkça ortaya koyar.
Ayrıca MHP Genel Başkanı’nın geçmişte benzer bir iddia üzerinden yaptığı açıklama, kamuoyunda bu yöndeki stratejik söylemin önceden hazırlanmış bir istihbarat değerlendirmesine dayalı olabileceği varsayımını güçlendiriyor ve bu da sadece yerel değil, uluslararası algı kontrolünde bir “mevcut durum raporu” ile “geleceğe dönük niyet bildirimi” karışımı bir strateji ürünü olarak okunabilir.
Hamas heyetinin İstanbul'da MİT başkanı ile görüşmesi nasıl anlaşılmalı?
Hamas liderleri ile Türk istihbarat başkanı arasında gerçekleştirilen görüşme, İran ile İsrail arasındaki gerilimin tırmandığı bir dönemde dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkmaktadır. Zira Hamas, genel kabul gören değerlendirmelere göre İran’a yakın bir yapı olarak konumlanmaktadır. Bu çerçevede söz konusu temas, Türk istihbaratı ile İran’a yakın aktörler arasında belirli düzeyde bir temas ve koordinasyon arayışının varlığına işaret etmektedir.
Başka bir ifadeyle bu görüşme, Türkiye’nin bölgedeki güvenlik risklerini ve İsrail’in artan askeri faaliyetlerinin doğurabileceği sonuçları rasyonel bir zeminde değerlendirdiğini göstermektedir. Ancak bu durumu doğrudan “Direniş Ekseni’ne katılım” şeklinde yorumlamak yerine, Ankara’nın çok boyutlu dış politika yaklaşımı kapsamında tüm aktörlerle temas kurma stratejisinin bir parçası olarak okumak daha isabetli olacaktır.
Öte yandan bu toplantı, yalnızca jeopolitik dengeler açısından değil, aynı zamanda sahadaki insani durum bakımından da önem taşımaktadır. Sivillerin korunması, insani yardım mekanizmalarının işletilmesi ve çatışma koşullarının yol açtığı krizlerin yönetilmesi için pratik düzenlemelere duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu bağlamda görüşme, Filistin meselesine ilişkin bölgesel diplomatik ve istihbari temasların sürdüğünü ve ilerleyen süreçte daha istikrarlı ve somut adımların atılabileceğine işaret etmektedir.
Bu mesaj neden şimdi verildi, kime verildi?
Bu görüşmenin “haberleştirilmesiyle verilen mesaj” aslında birkaç boyutta değerlendirilebilir. Türkiye’nin istihbarat başkanının Hamas Siyasi Büro üyeleriyle görüşmesi, özellikle İsrail ve ABD başta olmak üzere ilgili devletlere, Türkiye’nin Orta Doğu’daki aktörlerle doğrudan temas kurabildiğini ve bölgedeki gelişmeleri yakından izlediğini göstermektedir.
Bu bir güç ve bilgi mesajıdır; “Biz sahadayız, haberimiz ve irademiz var” demektir. Görüşmenin yayımlanması, diğer ülkeler için bir tür diplomatik sinyaldir: Türkiye, sadece sahadaki gelişmeleri gözlemlemekle kalmıyor, aynı zamanda doğrudan etkide bulunabilecek kapasiteye sahip.
Bu hem müttefiklere hem de rakiplere bir uyarıdır. Türkiye’nin bölgesel rolünü vurgulayan bir mesajdır. Özellikle İran, Rusya ve Çin gibi ülkeler için “Türkiye, Orta Doğu’daki aktörlerle koordineli çalışabiliyor” algısı yaratır.
Haber, “İstihbarat başkanının bilgisi ve izni olmadan çıkamaz” notuyla servis edildiği için, mesajın resmî ve kontrol edilen bir bilgi olduğu da net bir şekilde vurgulanıyor. Bu hem içerik hem de güvenilirlik açısından diğer ülkelerde algı yönetimi işlevi görür. Kısaca; bu mesaj hem güç ve nüfuz göstergesi hem de diplomatik uyarı niteliğindedir. Yani bir yandan sahadaki yetkinliği gösteriyor, bir yandan da “biz bu ilişkiyi ve bilgiyi kontrol ediyoruz” diyor.
İran’ın Lübnan rüyası sona eriyor!..

İran’ın bölgesel nüfuzu, Suriye’de yaşanan güç kaybının ardından Lübnan sahasında da ciddi bir sınamadan geçiyor. Bu süreç, yalnızca askeri gelişmelerle değil, aynı zamanda diplomatik krizlerle de derinleşti. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında Tahran yönetimi misillemede bulundu. Lübnan’daki Hizbullah da İsrail’e karşı saldırılara katıldı. Ancak bu durum, Lübnan iç siyasetinde yeni bir kırılmayı tetiklemiş görünüyor.
Lübnan hükümeti, artan baskılar ve ülkenin sürüklendiği güvenlik krizi nedeniyle Hizbullah’tan silahsızlanmasını talep etmiş; fakat Hizbullah bu çağrıyı reddetmişti. Bu gelişmelerin ardından İsrail, Hizbullah’ın füze saldırılarını gerekçe göstererek Lübnan’a yönelik geniş çaplı bir askeri operasyon başlatmıştı. Başkent Beyrut’un yoğun şekilde bombalanması ve güney Lübnan’da kara harekâtına girişilmesi, ülkede büyük bir insani krize yol açtığı gibi bir milyondan fazla sivil yerinden yurdundan oldu.
Askeri gerilime paralel olarak diplomatik cephede de sert gelişmeler yaşanıyor. Lübnan yönetimi, İran’ın iç işlerine müdahale ettiği ve diplomatik normları ihlal ettiği gerekçesiyle Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani’yi “istenmeyen kişi” (persona non grata) ilan ederek 29 Mart’a kadar ülkeyi terk etmesini istedi. Lübnan, Tahran’daki Büyükelçisi Ahmed Suveydan’ı da istişareler için geri çağırdı. Bu adımlar, iki ülke ilişkilerinde ciddi bir kırılmanın işareti.
İran ile Lübnan hükümeti arasındaki temel gerilimin Hizbullah’ın konumu üzerinden şekillendiği anlaşılıyor. Lübnan devleti, egemenlik alanını yeniden tesis etmeye çalışırken; İran destekli Hizbullah, silahlı varlığını koruma konusunda ısrarcı. İsrail ise oluşan bu çatışmalı ortamı fırsata çevirerek Lübnan’a yönelik operasyonlarını genişletti, nihai hedef olarak Hizbullah’ı silahsız bir siyasi aktöre dönüştürmek için ülkenin siyasi dengelerini kendi lehine yeniden şekillendirmek istiyor.
Sonuçta İran’ın Lübnan’daki nüfuz kaybının yalnızca dış müdahalelerin değil, aynı zamanda Lübnan iç siyasetindeki dönüşümün ve devlet otoritesi arayışının bir yansıması olarak öne çıktığı söylenebilir.
Suriye pusuda bekliyor!.. Şartlar olgunlaşırsa Suriye ordusu Lübnan'a girebilir!..
Sahadaki askeri gelişmeler yalnızca İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalarla sınırlı değil. Bölgeden gelen bilgilere göre, Suriye ordusu, Irak ve Lübnan sınırına binlerce asker, zırhlı araç ve kısa menzilli roketatar konuşlandırdı. Şam yönetimi, adımı "savunma ve sınır güvenliği" gerekçesiyle açıklarken, siyonist rejim, Golan hattındaki hareketlilikten rahatsızlık duyduğunu bildirdi.
Suriye sınırında da dikkat çekici bir hareketlilik söz konusu. Ahmed Şara liderliğindeki Heyet Tahrir’uş Şam (HTŞ) unsurlarının sınıra binlerce savaşçı sevk ettiği iddiaları, çatışma hattının genişleyebileceğine işaret ediyor. Bu durum, Şam’daki radikal unsurların da dolaylı katkısıyla Lübnan çevresinde yeni bir baskı halkasının oluşabileceği ihtimalini gündeme getiriyor.

Uluslararası ajanslara, bölgesel medya organlarına ve güvenlik kaynaklarına yansıyan bilgilere göre Suriye ordusu da son dönemde Lübnan sınır hattına kayda değer bir askeri yığınak yapmış durumda. Özellikle Humus’un batı kırsalı, Kalamun hattı ve Tartus’a uzanan bölgede zırhlı birlikler, topçu unsurları ve roket sistemlerinin konuşlandırıldığı; sınır boyunca yeni kontrol noktaları ve askeri tahkimatlar oluşturulduğu ifade ediliyor.
ABD'nin Şam yönetimine görev talimatı Lübnan'ın kontrolü mü?
Mart 2026 itibarıyla uluslararası basına (özellikle Reuters) yansıyan raporlar, ABD'nin Şam yönetiminden Lübnan konusunda oldukça kritik bir talepte bulunduğunu gösteriyor. ABD'nin, Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimine, Lübnan'ın doğusuna asker göndererek Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yardımcı olması yönünde telkinde bulunduğu iddia edildi.
Bu teklifin ilk olarak geçen yıl tartışıldığı, ancak Şubat 2026 sonunda ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonlarının başlamasıyla tekrar gündeme getirildiği belirtiliyor. Şam yönetiminin bu talebe karşı oldukça temkinli yaklaştığı bildiriliyor.
Suriye makamları, Lübnan'daki bir savaşın içine çekilmenin ülkede mezhepsel gerilimleri yeniden tetikleyebileceğinden ve İran'ın olası füze misillemelerinden çekiniyor.
ABD’nin, Suriye’yi doğu Lübnan’a güç konuşlandırarak Hizbullah’ı silahsızlandırmayı düşünmeye teşvik ettiği, ancak Şam’ın bölgesel çatışmaların derinleşme endişesiyle temkinli bir tavır sergilediğini ileri sürdü. Bu gelişme, Washington ve müttefiklerinin, Mart ayı başından bu yana İsrail ile sınır ötesi çatışmalara karışan İran destekli Hizbullah’ın etkisini sınırlama çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
Söz konusu sevkiyatın zamanlaması dikkat çekici. İsrail–Hizbullah geriliminin tırmandığı bir dönemde gelen bu askeri yoğunlaşma, Şam yönetiminin olası bir bölgesel yayılmaya karşı “ön alıcı savunma” stratejisi izlediğini düşündürüyor. Ancak sahadaki askeri kapasitenin ölçeği, bu hazırlığın yalnızca savunma amaçlı olmayabileceği yönünde yorumlara da yol açıyor. Nitekim bazı analizlerde, Suriye ordusunun bu yığınakla hem sınır güvenliğini sıkılaştırmayı hem de Hizbullah’ın hareket alanını dengelemeyi hedeflediği ileri sürülüyor.
Ayrıca Suriye’nin eş zamanlı olarak Irak sınırı ve ülkenin iç hatlarında da askeri hareketliliğini artırması, bu sürecin lokal değil bölgesel bir güvenlik konseptinin parçası olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum, Şam’ın olası çok cepheli bir senaryoya karşı hazırlık yaptığı şeklinde okunuyor.
Suriye ordusu müdahale etmezse İsrail, Lübnan'ın tamamını işgal edebilir!..
Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, Lübnan’ın karşı karşıya olduğu riskin tek boyutlu olmadığı görülüyor. İsrail–Hizbullah hattındaki gerilime ek olarak, Suriye sınırından kaynaklanabilecek ikinci bir baskı hattı ihtimali giderek güç kazanıyor.
Bu durum, Şam’daki radikal unsurların da dolaylı katkısıyla Lübnan çevresinde yeni bir baskı halkasının oluşabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Bu da Lübnan’ı, bölgesel güç mücadelesinin kesişim noktasında çok daha kırılgan bir konuma sürüklüyor.
Suriye–Lübnan ilişkileri, Orta Doğu’nun en karmaşık ve çok katmanlı denklemlerinden biri olmayı sürdürüyor. Tarihsel, sosyolojik ve jeopolitik bağların iç içe geçtiği bu ilişkide, bazı Suriyelilerin Lübnan’ı hâlâ “Büyük Suriye”nin bir parçası olarak görmesi dikkat çekici bir zihniyet sürekliliğine işaret ediyor.
Lübnan’ın güneyinde yer alan ve stratejik konumu, doğal kaynakları ile su rezervleri açısından öne çıkan Arkub bölgesi, gerilimin merkezlerinden biri durumunda. Cebel eş-Şeyh (Hermon) Dağı’na yakınlığıyla bilinen bu bölge; Şeba, Kefr Şuba ve Habbariye gibi yerleşimleri kapsıyor.

-Şubat 2025 tarihli AA grafiği…
Lübnan–Suriye–İsrail sınırlarının kesişim noktasında bulunması nedeniyle yüksek stratejik öneme sahip olan Arkub’un kontrolü, fiilen Lübnan’ın güneyinin kontrolü anlamına geliyor. Bu nedenle bölge, İsrail’in saldırı ve olası işgal planlarının odağında yer almayı sürdürüyor.
Lübnan-Amerikan Üniversitesi mezunu gazeteci ve siyasi iletişim uzmanı Fida Mikdashi de 25 Ekim 2025’te yayımlanan “Suriye’nin geleceği Lübnan’ın geleceğini şekillendiriyor” başlıklı makalesinde bu yapısal bağı açık biçimde ortaya koyuyor.
Mikdashi’ye göre Suriye’deki siyasi ve güvenlik dinamikleri, Lübnan’ın iç dengeleri, siyasi yapısı ve istikrarı üzerinde doğrudan belirleyici nitelik taşıyor. Başka bir ifadeyle, Şam’da yaşanan her kırılma, Beyrut’ta yankı buluyor.
Makalede dikkat çeken bir diğer husus ise İran’ın bölgesel stratejisine ilişkin tespitler. Gazze krizinin çözülmesi ve İran ile Lübnan arasındaki Suriye üzerinden kurulan coğrafi hattın kopması durumunda, Tahran’ın Filistin eksenli stratejik projesinin ciddi şekilde zayıflayacağı ifade ediliyor.
Bu senaryoda Lübnan, İran açısından “son koz” haline gelebilir. Özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının Litani Nehri’nin güneyinde tam olarak uygulanması halinde, Hizbullah’ın kuzeydeki iç kontrolünü tahkim etmeye yöneleceği öngörülüyor.
Mikdashi’nin güvenlik bürokrasisinden aktardığı bir başka dikkat çekici değerlendirme ise Lübnan–Suriye ilişkilerinin geleceğine dair. Buna göre, iki ülke arasında daha entegre bir yapı veya en azından Taif Anlaşması’nın eksiksiz uygulanması, Lübnan’ın istikrarı açısından kritik görülüyor.
Bu tablo içinde Türkiye’nin rolü de giderek daha fazla öne çıkıyor. Ankara, Suriye’nin geleceğini ve bu ülkenin bölgesel etkilerini yakından takip eden başlıca aktörlerden biri. Suriye’deki güç dengeleri değiştikçe Türkiye’nin güvenlik ve siyasi nüfuz alanını genişletme çabaları da hız kazanıyor. Türkiye’nin Suriye politikasındaki yönelim; sınır güvenliği, göç hareketleri ve bölgesel güç dengeleri üzerinden dolaylı olarak Lübnan’ın iç dinamiklerini de etkiliyor.
Suriye’de kurulacak yeni denge yalnızca bu ülkenin iç meselesi değil; Lübnan başta olmak üzere tüm bölgenin siyasi ve güvenlik mimarisini yeniden şekillendirecek bir kırılma noktası olma potansiyeli taşıyor. Bu nedenle Ankara'da yazılan, Şam’da olgunlaştırılan senaryo, Beyrut’ta sahnelenmeye devam ediyor.
Gazamız kutlu olsun!
.
Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com
омюр челикдёнмез, Дикгазете
Seçilmiş Kaynakça
https://www.mojnews.com/
https://armiya.az/ru/news/242686/
https://arabic.rt.com/world/1770262
https://paltodaytv.com/post/181990/
https://x.com/i/status/2035805790267752866
https://x.com/i/status/2035798032466481408
https://www.israelnationalnews.com/news/424405
https://www.independentarabia.com/node/634788/
https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/iran/240320265
https://www.adanamasasi.com/lubnan-iran-buyukelcisini-sinir-disi-etti/608718/
https://www.dikgazete.com/haber/lubnan-iranli-buyukelciyi-istenmeyen-kisi-ilan-etti-992788.html
https://en.haberler.com/mit-president-ibrahim-kalin-met-with-hamas-19679936/
https://arabcenterdc.org/resource/syrias-role-in-the-lebanese-civil-war-of-1975-1990/
https://www.chathamhouse.org/2021/06/how-hezbollah-holds-sway-over-lebanese-state
https://haber.sol.org.tr/haber/israilin-lubnan-plani-direnisi-silahsizlandir-ulkeyi-parcala-407134
https://report.az/ru/v-regione/glava-tureckoj-razvedki-vstretilsya-s-chlenami-politbyuro-hamas
https://www.dikgazete.com/haber/mit-baskani-kalin-istanbul-da-hamas-heyetiyle-gorustu-992580.html
https://carnegieendowment.org/middle-east/diwan/2026/03/syria-skirts-the-conflict-with-iran?
https://yandex.com.tr/gundem/politics/mit-baskani-kalin-istanbul-da-hamas-heyetiyle-gorustu-7031480
https://www.aydinlik.com.tr/haber/suriyede-sessiz-bilek-guresi-israil-sart-kostu-turkiye-uyardi-571146
https://www.al-monitor.com/originals/2026/03/syria-sends-thousands-troops-lebanon-border-sources-say
https://www.timesofisrael.com/us-encouraging-syria-to-assist-with-disarming-hezbollah-in-lebanon-sources/
https://ilkha.com/dunya/suriye-sinir-hattina-yiginak-yapti-siyonist-rejim-rahatsizlik-duydugunu-bildirdi-515719
https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/ahmed-sara-savasa-dahil-mi-oluyor-lubnan-a-saldiri-hazirligi-iddiasi-2484512
https://mk-turkey.ru/politics/2026/03/23/glava-razvedki-turcii-provel-peregovory-s-hamas-po-situacii-v-palestine.html
https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/turkeys-spy-chief-hosts-hamas-leader-disarmament-not-included-in-summary/
https://www.dikgazete.com/haber/lubnan-in-guneyindeki-arkub-bolgesi-stratejik-konumu-nedeniyle-israil-saldirilarinin-hedefinde-991865.html
https://t24.com.tr/dunya/abd-sami-hizbullaha-karsi-kullanmak-istedi-iddialarina-suriye-savunma-bakanligi-sozcusunden-yanit%2C1308057
https://www.dikgazete.com/yazi/ankara-nin-lubnan-suriye-butunlesmesini-ongoren-calismasi-avrupa-baskentlerini-alarma-gecirdi-8850.html
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.