Isparta marka koruma protokolü 233 tonluk imha ve güven erozyonu riski
Isparta marka koruma protokolü 233 tonluk imha ve güven erozyonu riski
Isparta, Türkiye’de elma denince akla gelen ilk coğrafyalardan biridir. Eğirdir–Gelendost hattı yalnızca üretim miktarıyla değil; mikrokliması, bah...
Isparta, Türkiye’de elma denince akla gelen ilk coğrafyalardan biridir. Eğirdir–Gelendost hattı yalnızca üretim miktarıyla değil; mikrokliması, bah...
Isparta, Türkiye’de elma denince akla gelen ilk coğrafyalardan biridir. Eğirdir–Gelendost hattı yalnızca üretim miktarıyla değil; mikrokliması, bahçecilik kültürü, soğuk hava deposu altyapısı ve yıllar içinde oluşan “kaliteli ve güvenilir ürün” algısıyla bir markadır. Bu nedenle pestisit kalıntısı nedeniyle 233 ton ürünün imha edilmesi haberi, sıradan bir istatistik değil; Isparta’nın tarımsal kimliğini ve marka değerini doğrudan ilgilendiren kritik bir uyarıdır.
Mesele sadece ürün kaybı değildir. Asıl mesele güven kaybıdır.
Ürünün İmhası mı, Güvenin İmhası mı?
233 ton elmanın imhası elbette milli servet kaybıdır. Ancak daha büyük risk, pazarda oluşabilecek algıdır. Bir alıcı ya da tüketici şu soruyu sormaya başladığında sorun büyür:
“Acaba Isparta elmasında kalıntı riski mi var?”
Bu soru; ihracatta fiyat baskısına, daha yoğun analiz taleplerine, sözleşme zayıflamasına ve iç piyasada talep kırılmasına neden olabilir.
Marka değeri, ürünün kendisinden daha kırılgandır. Bir kez zedelenirse onarmak uzun yıllar alır.
Sorun Neden Tekrar Edebilir?
Bu tür olaylar çoğu zaman sistemsel kırılmalardan doğar:
* Yanlış doz ve zamanlama
* Hasat aralığına uyulmaması
* Yasaklı etken madde kullanımı
* Bayi denetim zafiyeti
* Depo kabul kriterlerinin yetersizliği
* İzlenebilirliğin kâğıt üzerinde kalması
Birkaç bahçedeki hata, tüm ilin marka değerini etkiler. Tarımsal markalarda en tehlikeli durum budur: Sorun lokal, algı geneldir.
Isparta Marka Koruma Protokolü Neden Gerekli?
Artık yalnızca “denetim arttı” demek yeterli değildir. Isparta’nın bir üst aşamaya geçmesi gerekir: sistematik, yazılı ve uygulanabilir bir Isparta Marka Koruma Protokolü.
Bu protokol şu başlıklara dayanmalıdır:
1. Hasat Öncesi Zorunlu Analiz Sistemi
Kalıntı sorunu hasattan sonra değil, hasattan önce çözülmelidir.
* Riskli ürünlerde zorunlu analiz
* Rapor olmadan sevkiyata izin verilmemesi
* Parti bazlı numune arşivi
Bu uygulama, imha oranını ciddi biçimde azaltır.
2. Bayi ve İlaç Satış Disiplini
Zirai ilaç zinciri kontrol altına alınmadan kalıntı sorunu bitmez.
* Yasaklı etken maddeye sıfır tolerans
* Reçetesiz satışın takibi
* Tekrar eden ihlalde askı ve iptal
Üretim disiplininin başlangıç noktası bayi kapısıdır.
3. Depolarda İzlenebilirlik ve Kabul Standardı
Soğuk hava depoları marka güvenliğinin filtresidir.
* Bahçe–parsel–üretici kayıt sistemi
* QR kodlu izlenebilirlik
* Riskli partiler için ön kontrol
* Raporu olmayan ürünün ayrı stoklanması
Bir sorun çıktığında kaynağı dakikalar içinde bulunabilmelidir.
4. Üretici İçin Net ve Basit Kural Seti
Karmaşık mevzuat yerine sahada uygulanabilir üç temel ilke:
* Doz dışına çıkma
* Hasat süresini ihlal etme
* Yasaklı madde kullanma
İhlalin karşılığı da net olmalıdır.
5. Kriz İletişimi Stratejisi
Kamuoyuna şu mesaj verilmelidir:
“Denetim çalışıyor. Sorunlu ürün piyasaya girmeden tespit ediliyor. Ama hedefimiz imha değil, sıfır ihlaldir.”
Bu yaklaşım, krizi zayıflık değil sistem gücü olarak konumlandırır.
Sonuç: Isparta Elması Bir Ürün Değil, Coğrafi Kimliktir
Isparta elması yalnızca bir tarım ürünü değildir. Bu şehir için ekonomik değer, kültürel kimlik ve ulusal marka unsurudur.
233 tonluk imha bir uyarıdır.
Bu uyarı doğru okunursa Isparta daha güçlü bir kalite standardına geçebilir.
Yanlış yönetilirse fiyat kaybı ve güven erozyonu kalıcı olabilir.
Bugün yapılması gereken, bireysel hataları konuşmak değil; sistemi sağlamlaştırmaktır. Isparta’nın ihtiyacı olan şey, günü kurtaran açıklamalar değil; sürdürülebilir ve kurumsallaşmış bir Marka Koruma Protokolüdür.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.