Millî Görüş’te birlik arayışı erken genel seçimin habercisi mi? Milliyetçi partiler ittifak yapabilir mi?

Genel 22.04.2026 - 15:10, Güncelleme: 22.04.2026 - 15:10
 

Millî Görüş’te birlik arayışı erken genel seçimin habercisi mi? Milliyetçi partiler ittifak yapabilir mi?

Ömür Çelikdönmez yazdı;

Millî Görüş’te birlik arayışı erken genel seçimin habercisi mi? Milliyetçi partiler ittifak yapabilir mi? Bir süredir CHP Genel Başkanı, eczacı Özgür Özel, ara seçim talebini dillendiriyor. CHP’li belediyelere yönelik operasyonların yeniden hız kazandığı bu süreçte, iktidarı erken seçime zorlamak amacıyla parti liderleriyle görüşmeler yaptı; hatta bu talebini, iktidar partisinin desteğiyle seçilen TBMM Başkanına da iletti. Ancak Cumhur İttifakı bileşenleri bu çıkışı görmezden gelerek seçimin zamanında yapılacağını vurguladı. Kadro tasfiyeleri ve yargı hamleleri erken seçime mi işaret ediyor? İktidar bloğu, ana muhalefetin “ara seçim” görünümlü erken seçim talebine karşı adeta taş duvar kesilmiş durumda. Buna rağmen siyasi arenada peş peşe yaşanan bazı gelişmeler, erken seçimin sanılandan daha yakın olabileceği ihtimalini tamamen dışlamayı zorlaştırıyor. Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatlarında yaşanan fesihler, görevden almalar ve yeni görevlendirmeler, parti içi yeniden yapılanma sürecine işaret ediyor. Benzer şekilde, yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek‘in bazı kritik cinayet dosyalarını yeniden gündeme alması ve soruşturmaların genişletilmesi de dikkat çekiyor. Bu süreçte, söz konusu dosyaların medyada ısrarla eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilişkilendirilmesi ise siyasi tartışmaları daha da derinleştiriyor. Tüm bu gelişmeler birlikte okunduğunda, ortada sıradan bir idari hareketlilikten öte, sistemli bir siyasal yeniden dizayn ihtimali belirginleşiyor. Bu tabloyu yalnızca bürokratik tasarruflar ya da rutin siyasi refleksler olarak açıklamak giderek zorlaşıyor. Zira Türkiye siyasetinin hafızası, kadro revizyonları, yargı dosyalarının yeniden açılması ve söylem dozunun bilinçli biçimde yükseltilmesi gibi hamlelerin çoğu zaman seçim öncesi güç tahkimine hizmet ettiğini gösteriyor. Bu nedenle asıl soru, bir seçim olup olmayacağından ziyade, iktidarın olası bir seçime hangi güç dengeleriyle ve hangi yeniden yapılandırılmış kadrolarla gitmeyi planladığıdır. Millî Görüş ittifakı erken genel seçim sinyali mi? Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, birkaç gün önce bir aydınlanma yaşadı ve Yeniden Refah Partisi ile ittifaka yeşil ışık yaktı. “Arzumuz Millî Görüş İttifakı’nı inşa edebilmektir” diyen Arıkan, erken seçim talebini yineledi ve MHP lideri Devlet Bahçeli’ye 2002’yi hatırlatarak sorumluluk çağrısı yaptı. Aslında bu ittifak arayışı bir yıllık bir süreci kapsıyor. Ne oldu da SP Genel Başkanı, ittifak arayışının sonuçlandığını ima eden son durumu kamuoyuna yansıttı? Daha önce de Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan; “Milli Görüş kökenli partilerin bir araya gelmesinin ciddi bir alternatif, ciddi bir sinerji oluşturacağını düşünüyoruz” beyanında bulunmuştu. Millî Görüş’te birlik arayışı Erdoğan sonrası siyasetin anahtarını belirleyebilir mi? Millî Görüş ittifakı, Türkiye’de resmî olarak kurulmuş bir siyasi birlikten ziyade, aynı ideolojik kökten gelen partilerin yeniden bir araya gelmesi fikrini ifade eden bir arayıştır. Bu yaklaşımın merkezinde, merhum Necmettin Erbakan’ın geliştirdiği Millî Görüş düşüncesi yer alır. İslamî referansları önceleyen, ekonomik bağımsızlığı savunan ve dış politikada Batı’ya mesafeli ama pragmatik bir çizgi izleyen bu gelenek, bugün farklı partiler üzerinden siyaset sahnesinde varlığını sürdürmektedir. Bu ittifak çağrısının odağında öncelikle Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisi bulunmaktadır. Saadet Partisi, kendisini bu geleneğin kurumsal devamı olarak konumlandırırken, Fatih Erbakan liderliğindeki Yeniden Refah Partisi de aynı mirasın temsil iddiasını taşımaktadır. Bu nedenle ittifak çağrısının en somut muhatabı Yeniden Refah Partisi’dir. Bununla birlikte çağrı doğrudan dile getirilmese de Adalet ve Kalkınma Partisi içindeki Millî Görüş kökenli seçmen tabanına ve kısmen Gelecek Partisi çevresine de dolaylı olarak yönelmektedir. Esas hedef partilerden çok, zaman içinde dağılmış olan Millî Görüş seçmenini yeniden aynı siyasi hatta toplamaktır. Erdoğan sonrası döneme ilişkin senaryolarda bu ittifak arayışı daha anlamlı hale gelmektedir. Recep Tayyip Erdoğan sonrasında oluşabilecek siyasi boşlukta, muhafazakâr seçmenin bir kısmının yeniden konumlanması beklenmektedir. Bu noktada Millî Görüş ittifakı, doğrudan iktidar alternatifi olmaktan ziyade, seçim dengelerini belirleyen “anahtar aktör” olmayı hedeflemektedir. Cumhurbaşkanlığı sisteminde yüzde 50+1 gerekliliği, yüzde 5–10 bandındaki bir siyasi bloğu dahi kritik hale getirdiği için, birleşik bir Millî Görüş hattı, seçim sonuçlarını belirleyebilecek bir güce ulaşabilir. Ancak mevcut tabloda bu potansiyel henüz hayata geçmiş değildir. Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisi’nin ayrı hareket etmesi, oyların parçalanmasına ve etkinin zayıflamasına yol açmaktadır. Buna karşılık olası bir birleşme, sadece bu iki partinin toplamından ibaret olmayıp, AK Parti içindeki ideolojik yakınlığa sahip seçmenin bir bölümünü de etkileyebilir. Böyle bir durumda Türkiye siyasetinde iki kutuplu yapı dışında, ideolojik temelli üçüncü bir blok ortaya çıkabilir. Bunun önündeki en büyük engeller ise liderlik rekabeti, geçmiş ayrışmaların yarattığı güven sorunu ve partilerin farklı siyasi pozisyonlanmalarıdır. Bu sorunlar aşılabildiği takdirde Millî Görüş ittifakı, Erdoğan sonrası dönemde denge kurucu bir aktöre dönüşebilir. Aksi halde bu gelenek, tarihsel bir referans olarak varlığını sürdürse de belirleyici bir siyasi güç olma niteliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Milliyetçi partiler birleşebilir mi? Milliyetçi partilerde, Millî Görüş çizgisinde dile getirilen “ittifak” benzeri bir oluşumun ortaya çıkması, teorik olarak mümkün görünse de pratikte oldukça sınırlı bir ihtimal değerlendirmesi yapılıyor. Bunun temel nedeni, milliyetçi hareketlerin ideolojik olarak benzer görünmelerine rağmen tarihsel bagajları, liderlik rekabetleri ve siyasal konumlanmaları bakımından ciddi farklılıklar taşımasıdır. Millî Görüş geleneğinde olduğu gibi aynı fikrî kökten türeyen ve lider merkezli parçalanmalar yaşayan yapıların yeniden birleşmesi daha kolay bir zemin bulabilirken, milliyetçi partilerde bu ortak zemin çoğu zaman yüzeyde kalmaktadır. Türkiye’de “milliyetçi siyaset” denildiğinde akla gelen Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti ve Zafer Partisi gibi aktörler, seçmen tabanı açısından belirli kesişim alanlarına sahip olsalar da siyasal strateji ve söylem düzeyinde farklı kulvarlarda ilerlemektedir. Özellikle Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP’nin Cumhur İttifakı içindeki konumu ile İYİ Parti’nin merkez sağa açılma çabası ve Zafer Partisi’nin daha sert güvenlik ve göç karşıtı politikaları, ortak bir çatı altında buluşmayı zorlaştırmaktadır. Millî Görüş ittifakı fikrinde belirleyici olan unsur, Necmettin Erbakan’ın ortaya koyduğu ideolojik çerçevenin hâlâ referans alınabilir bir “kurucu metin” işlevi görmesidir. Milliyetçi partilerde bu ölçekte, tüm aktörleri aynı anda bağlayabilecek güncel ve kapsayıcı bir doktrin eksikliği söz konusu değildir, ortak payda millî ülküdür, “Öze Dönüş” ile bu ittifak gerçekleşebilir. Ancak Türk milliyetçiliği ortak bir üst kimlik sunsa da bunun siyasi pratikte nasıl uygulanacağı konusunda ciddi görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Bununla birlikte, tamamen imkânsız bir tablo da yoktur. Özellikle seçim dönemlerinde oyların bölünmesini engelleme motivasyonu, dış politika krizleri ya da güvenlik tehditleri gibi konjonktürel gelişmeler, milliyetçi partiler arasında geçici ve pragmatik iş birliklerini gündeme getirebilir. Ancak bu tür yakınlaşmaların kalıcı ve ideolojik bir “ittifak” formuna dönüşmesi için güçlü bir liderlik uzlaşısı ve ortak bir siyasi vizyon gereklidir. Milliyetçi partiler arasında Millî Görüş benzeri bir ittifakın ortaya çıkması, kısa vadede zayıf bir ihtimal gibi görünse de kimseyi gaflete düşürmesin! Dönemsel iş birlikleri ve sınırlı seçim ittifakları kalıcı bir birliktelik olmayacaktır; ancak mevcut siyasi rekabet ve farklılaşma dinamikleri nedeniyle seçmen nezdinde alternatif bir tercih oluşturacaktır. . Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com омюр челикдёнмез, Дикгазете Seçilmiş Kaynakça https://www.bbc.com/turkce/articles/c77mvnx4x36o https://www.bbc.com/turkce/articles/cwygrnjxg88o https:///www.nefes.com.tr/amp/milli-gorus-ittifaki-kuruluyor-75869 https://abcgazetesi.com.tr/masallah-diyerek-anlastilar-yrp-ile-saadet-milli-gorus-ittifakini-kuruyor-849173 https://www.diken.com.tr/ozel-ara-secim-icin-el-yukseltti-kabul-edin-55-vekilin-istifasini-getirmeyen-namert/ https://www.odatv.com/siyaset/milli-gorus-ittifaki-saadet-partisi-ve-yeniden-refah-partisi-birlesiyor-mu-120143860 https://www.yenicaggazetesi.com/siyasette-yeni-denklem-saadet-lideri-arikandan-milli-gorus-ittifaki-cikisi-1020740h.htm https://haber.mynet.com/ozgur-ozel-den-bahceli-ye-ara-secim-resti-55-milletvekilinin-istifasini-getirmeyen-namerttir-110107290044 https://www.ekonomim.com/gundem/fatih-erbakandan-yeni-ittifak-mesaji-milli-gorus-kokenli-partilerin-bir-araya-gelmesi-ciddi-bir-alternatif-haberi-874130
Ömür Çelikdönmez yazdı;

Millî Görüş’te birlik arayışı erken genel seçimin habercisi mi? Milliyetçi partiler ittifak yapabilir mi?

Bir süredir CHP Genel Başkanı, eczacı Özgür Özel, ara seçim talebini dillendiriyor. CHP’li belediyelere yönelik operasyonların yeniden hız kazandığı bu süreçte, iktidarı erken seçime zorlamak amacıyla parti liderleriyle görüşmeler yaptı; hatta bu talebini, iktidar partisinin desteğiyle seçilen TBMM Başkanına da iletti. Ancak Cumhur İttifakı bileşenleri bu çıkışı görmezden gelerek seçimin zamanında yapılacağını vurguladı.

Kadro tasfiyeleri ve yargı hamleleri erken seçime mi işaret ediyor?

İktidar bloğu, ana muhalefetin “ara seçim” görünümlü erken seçim talebine karşı adeta taş duvar kesilmiş durumda. Buna rağmen siyasi arenada peş peşe yaşanan bazı gelişmeler, erken seçimin sanılandan daha yakın olabileceği ihtimalini tamamen dışlamayı zorlaştırıyor.

Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatlarında yaşanan fesihler, görevden almalar ve yeni görevlendirmeler, parti içi yeniden yapılanma sürecine işaret ediyor. Benzer şekilde, yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek‘in bazı kritik cinayet dosyalarını yeniden gündeme alması ve soruşturmaların genişletilmesi de dikkat çekiyor. Bu süreçte, söz konusu dosyaların medyada ısrarla eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilişkilendirilmesi ise siyasi tartışmaları daha da derinleştiriyor.

Tüm bu gelişmeler birlikte okunduğunda, ortada sıradan bir idari hareketlilikten öte, sistemli bir siyasal yeniden dizayn ihtimali belirginleşiyor. Bu tabloyu yalnızca bürokratik tasarruflar ya da rutin siyasi refleksler olarak açıklamak giderek zorlaşıyor.

Zira Türkiye siyasetinin hafızası, kadro revizyonları, yargı dosyalarının yeniden açılması ve söylem dozunun bilinçli biçimde yükseltilmesi gibi hamlelerin çoğu zaman seçim öncesi güç tahkimine hizmet ettiğini gösteriyor. Bu nedenle asıl soru, bir seçim olup olmayacağından ziyade, iktidarın olası bir seçime hangi güç dengeleriyle ve hangi yeniden yapılandırılmış kadrolarla gitmeyi planladığıdır.

Millî Görüş ittifakı erken genel seçim sinyali mi?

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, birkaç gün önce bir aydınlanma yaşadı ve Yeniden Refah Partisi ile ittifaka yeşil ışık yaktı. “Arzumuz Millî Görüş İttifakı’nı inşa edebilmektir” diyen Arıkan, erken seçim talebini yineledi ve MHP lideri Devlet Bahçeli’ye 2002’yi hatırlatarak sorumluluk çağrısı yaptı.

Aslında bu ittifak arayışı bir yıllık bir süreci kapsıyor. Ne oldu da SP Genel Başkanı, ittifak arayışının sonuçlandığını ima eden son durumu kamuoyuna yansıttı? Daha önce de Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan; “Milli Görüş kökenli partilerin bir araya gelmesinin ciddi bir alternatif, ciddi bir sinerji oluşturacağını düşünüyoruz” beyanında bulunmuştu.

Millî Görüş’te birlik arayışı Erdoğan sonrası siyasetin anahtarını belirleyebilir mi?

Millî Görüş ittifakı, Türkiye’de resmî olarak kurulmuş bir siyasi birlikten ziyade, aynı ideolojik kökten gelen partilerin yeniden bir araya gelmesi fikrini ifade eden bir arayıştır. Bu yaklaşımın merkezinde, merhum Necmettin Erbakan’ın geliştirdiği Millî Görüş düşüncesi yer alır. İslamî referansları önceleyen, ekonomik bağımsızlığı savunan ve dış politikada Batı’ya mesafeli ama pragmatik bir çizgi izleyen bu gelenek, bugün farklı partiler üzerinden siyaset sahnesinde varlığını sürdürmektedir.

Bu ittifak çağrısının odağında öncelikle Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisi bulunmaktadır. Saadet Partisi, kendisini bu geleneğin kurumsal devamı olarak konumlandırırken, Fatih Erbakan liderliğindeki Yeniden Refah Partisi de aynı mirasın temsil iddiasını taşımaktadır. Bu nedenle ittifak çağrısının en somut muhatabı Yeniden Refah Partisi’dir.

Bununla birlikte çağrı doğrudan dile getirilmese de Adalet ve Kalkınma Partisi içindeki Millî Görüş kökenli seçmen tabanına ve kısmen Gelecek Partisi çevresine de dolaylı olarak yönelmektedir. Esas hedef partilerden çok, zaman içinde dağılmış olan Millî Görüş seçmenini yeniden aynı siyasi hatta toplamaktır.

Erdoğan sonrası döneme ilişkin senaryolarda bu ittifak arayışı daha anlamlı hale gelmektedir. Recep Tayyip Erdoğan sonrasında oluşabilecek siyasi boşlukta, muhafazakâr seçmenin bir kısmının yeniden konumlanması beklenmektedir. Bu noktada Millî Görüş ittifakı, doğrudan iktidar alternatifi olmaktan ziyade, seçim dengelerini belirleyen “anahtar aktör” olmayı hedeflemektedir.

Cumhurbaşkanlığı sisteminde yüzde 50+1 gerekliliği, yüzde 5–10 bandındaki bir siyasi bloğu dahi kritik hale getirdiği için, birleşik bir Millî Görüş hattı, seçim sonuçlarını belirleyebilecek bir güce ulaşabilir.

Ancak mevcut tabloda bu potansiyel henüz hayata geçmiş değildir. Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisi’nin ayrı hareket etmesi, oyların parçalanmasına ve etkinin zayıflamasına yol açmaktadır. Buna karşılık olası bir birleşme, sadece bu iki partinin toplamından ibaret olmayıp, AK Parti içindeki ideolojik yakınlığa sahip seçmenin bir bölümünü de etkileyebilir. Böyle bir durumda Türkiye siyasetinde iki kutuplu yapı dışında, ideolojik temelli üçüncü bir blok ortaya çıkabilir.

Bunun önündeki en büyük engeller ise liderlik rekabeti, geçmiş ayrışmaların yarattığı güven sorunu ve partilerin farklı siyasi pozisyonlanmalarıdır. Bu sorunlar aşılabildiği takdirde Millî Görüş ittifakı, Erdoğan sonrası dönemde denge kurucu bir aktöre dönüşebilir. Aksi halde bu gelenek, tarihsel bir referans olarak varlığını sürdürse de belirleyici bir siyasi güç olma niteliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

Milliyetçi partiler birleşebilir mi?

Milliyetçi partilerde, Millî Görüş çizgisinde dile getirilen “ittifak” benzeri bir oluşumun ortaya çıkması, teorik olarak mümkün görünse de pratikte oldukça sınırlı bir ihtimal değerlendirmesi yapılıyor. Bunun temel nedeni, milliyetçi hareketlerin ideolojik olarak benzer görünmelerine rağmen tarihsel bagajları, liderlik rekabetleri ve siyasal konumlanmaları bakımından ciddi farklılıklar taşımasıdır.

Millî Görüş geleneğinde olduğu gibi aynı fikrî kökten türeyen ve lider merkezli parçalanmalar yaşayan yapıların yeniden birleşmesi daha kolay bir zemin bulabilirken, milliyetçi partilerde bu ortak zemin çoğu zaman yüzeyde kalmaktadır.

Türkiye’de “milliyetçi siyaset” denildiğinde akla gelen Milliyetçi Hareket Partisi, İYİ Parti ve Zafer Partisi gibi aktörler, seçmen tabanı açısından belirli kesişim alanlarına sahip olsalar da siyasal strateji ve söylem düzeyinde farklı kulvarlarda ilerlemektedir.

Özellikle Devlet Bahçeli liderliğindeki MHP’nin Cumhur İttifakı içindeki konumu ile İYİ Parti’nin merkez sağa açılma çabası ve Zafer Partisi’nin daha sert güvenlik ve göç karşıtı politikaları, ortak bir çatı altında buluşmayı zorlaştırmaktadır.

Millî Görüş ittifakı fikrinde belirleyici olan unsur, Necmettin Erbakan’ın ortaya koyduğu ideolojik çerçevenin hâlâ referans alınabilir bir “kurucu metin” işlevi görmesidir. Milliyetçi partilerde bu ölçekte, tüm aktörleri aynı anda bağlayabilecek güncel ve kapsayıcı bir doktrin eksikliği söz konusu değildir, ortak payda millî ülküdür, “Öze Dönüş” ile bu ittifak gerçekleşebilir. Ancak Türk milliyetçiliği ortak bir üst kimlik sunsa da bunun siyasi pratikte nasıl uygulanacağı konusunda ciddi görüş ayrılıkları bulunmaktadır.

Bununla birlikte, tamamen imkânsız bir tablo da yoktur. Özellikle seçim dönemlerinde oyların bölünmesini engelleme motivasyonu, dış politika krizleri ya da güvenlik tehditleri gibi konjonktürel gelişmeler, milliyetçi partiler arasında geçici ve pragmatik iş birliklerini gündeme getirebilir. Ancak bu tür yakınlaşmaların kalıcı ve ideolojik bir “ittifak” formuna dönüşmesi için güçlü bir liderlik uzlaşısı ve ortak bir siyasi vizyon gereklidir.

Milliyetçi partiler arasında Millî Görüş benzeri bir ittifakın ortaya çıkması, kısa vadede zayıf bir ihtimal gibi görünse de kimseyi gaflete düşürmesin! Dönemsel iş birlikleri ve sınırlı seçim ittifakları kalıcı bir birliktelik olmayacaktır; ancak mevcut siyasi rekabet ve farklılaşma dinamikleri nedeniyle seçmen nezdinde alternatif bir tercih oluşturacaktır.

.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

омюр челикдёнмез, Дикгазете

Seçilmiş Kaynakça

https://www.bbc.com/turkce/articles/c77mvnx4x36o

https://www.bbc.com/turkce/articles/cwygrnjxg88o

https:///www.nefes.com.tr/amp/milli-gorus-ittifaki-kuruluyor-75869

https://abcgazetesi.com.tr/masallah-diyerek-anlastilar-yrp-ile-saadet-milli-gorus-ittifakini-kuruyor-849173

https://www.diken.com.tr/ozel-ara-secim-icin-el-yukseltti-kabul-edin-55-vekilin-istifasini-getirmeyen-namert/

https://www.odatv.com/siyaset/milli-gorus-ittifaki-saadet-partisi-ve-yeniden-refah-partisi-birlesiyor-mu-120143860

https://www.yenicaggazetesi.com/siyasette-yeni-denklem-saadet-lideri-arikandan-milli-gorus-ittifaki-cikisi-1020740h.htm

https://haber.mynet.com/ozgur-ozel-den-bahceli-ye-ara-secim-resti-55-milletvekilinin-istifasini-getirmeyen-namerttir-110107290044

https://www.ekonomim.com/gundem/fatih-erbakandan-yeni-ittifak-mesaji-milli-gorus-kokenli-partilerin-bir-araya-gelmesi-ciddi-bir-alternatif-haberi-874130

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.