Su arıtma tesisleri vurulursa 'kıyamet senaryosu' yaşanabilir
Su arıtma tesisleri vurulursa 'kıyamet senaryosu' yaşanabilir
ABD ve İsrail’in İran’daki sivil altyapıları vurma tehdidi, Tahran’ın ‘Yanıtımız su arıtma tesisleri üzerinden olur’ cevabı düşünmek dahi istenmeyen bir senaryoya sebep olabilir. Milyonlarca kişinin su kriziyle karşılaşabileceğine değinen uzmanlar, vurulması halinde tesislerin yeniden inşasının da yıllar süreceği görüşünde.
ABD ve İsrail’in İran’daki sivil altyapıları vurma tehdidi, Tahran’ın ‘Yanıtımız su arıtma tesisleri üzerinden olur’ cevabı düşünmek dahi istenmeyen bir senaryoya sebep olabilir. Milyonlarca kişinin su kriziyle karşılaşabileceğine değinen uzmanlar, vurulması halinde tesislerin yeniden inşasının da yıllar süreceği görüşünde.
ABD ve İsrail’in planları sahaya pek de yansımadı… İran’ın dini lideri dahil üst düzey tüm isimlerini bir şekilde ortadan kaldırılması, Tahran başta olmak üzere ülkenin dört bir yanının bombalanması gibi hamleler isteneni veremedi. Rejim halen bir şekilde ayakta ve İran’ın yanıt verme kapasitesi devam ediyor.
Belki de bu nedenle her iki taraf için de askeri hedeflerden ziyade sivil altyapıya zarar verme dürtüsü giderek ağır basıyor. Bu noktada ABD Başkanı Trump’ın “Gerekirse İran’ın tüm enerji altyapısını vururuz.” tehdidi sıcaklığını koruyor. Tahran’ın “Eğer böyle bir şey yaşanırsa Körfez ülkelerinin su arıtma tesislerini yok ederiz.” yanıtı da.
Peki gerçekten de İran bölge ülkelerinin temiz su tesislerini vurursa sonuçları ne olur? Hangi ülke içme suyunu bu tür tesislerden sağlıyor, hangisi susuzluğa kaç gün dayanabilir? Daha da önemlisi eğer milyonlarca kişiyi etkileyebilecek böyle bir sorun baş gösterirse muhtemel sonuçları nasıl olur?
Tüm bu soruları ve daha fazlasını Körfez ülkelerinin benzer içme suyu projelerinde uzun yıllar çalışmış bir isim olan Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Teoman Ayhan ile konuştuk.
Körfez ülkeleri içme suyunu nasıl sağlıyor?
Ayhan’ın yanıtlarına geleceğiz ama öncesinde kısa bir çerçeve çizmemiz gerekiyor. Bilindiği üzere Körfez ülkeleri içme suyunun büyük kısmını deniz suyunu arıtarak elde ediyor. Açık kaynaklara göre bölge ülkelerinde su ihtiyacının yüzde 70'ten fazlası bu şekilde karşılanıyor.
Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikler ve Kuveyt üzerinden ilerleyelim. Bu ülkelerde çok sayıda arıtma tesisi bulunuyor. Elbette su bölgedeki en kıymetli varlık. Petrol, doğal gaz ya da milyarlarca dolar paranız olsa da günün sonunda şehre bu tesislerden su sağlamak zorundasınız.
İçme suyu tesisleri vurulursa hangi ülke nasıl etkilenir?
Böylesine stratejik bir sorunun yanıtı için net konuşmak mümkün değil. Ancak daha önce yapılan ve medyaya yansıyan bazı çalışmalar mevcut.
Örneğin eğer İran, Birleşik Arap Emirlikleri’nin temiz su tesislerini vurursa ülkenin 72 saat içinde çok ciddi bir kriz yaşayacağı öngörülüyor. Ülkenin kalbi olarak görülen Dubai’deki otelleri, dev kuleleri ve hizmet sektörünü düşündüğümüzde susuzluğun ne gibi zorluklar getireceğini anlamak zor değil.
Benzer şekilde Suudi Arabistan için de riskler hayli fazla. Başkent Riyad, ülkenin daha farklı bölgelerinde kurulan tesislerden borularla aktarılan temiz suyla besleniyor. Eğer bir ya da iki tesis devre dışı kalırsa Riyad’ın en fazla 1 hafta dayanabileceği konuşuluyor. Ülkenin diğer bölgelerindeyse 2-5 gün arasında su krizi çıkacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Katar’daki durum da farksız. Başkent Doha’nın 24-48 saat anca dayanabileceği üzerinde duruluyor. İlk 72 saatin ardından ülkenin neredeyse tamamında ciddi su kesinleri başlayacağı vurgulanıyor.
Kuveyt’te de büyük tesislerden birinin vurulması halinde ülke genelinde 1-3 gün içinde ciddi kesintiler yaşanacağı ve hızla insani krize dönüşebileceğine dair raporlar yazılıyor.
Son derece stratejik ama bir o kadar da ‘kolay hedef’
Askeri üslerini, gaz ve petrol tesislerini son derece gelişmiş Batılı sistemlerle koruyan bölge ülkelerinin su tesisleri için daha düşük yoğunluklu önlemler aldığı üzerinde duruluyor.
Haliyle buraların İran ya da başka bir ülke tarafından kolaylıkla vurulabileceği öngörülüyor. Düşük maliyetle son derece stratejik sonuçlar doğurabilecek bu alanlarda muhtemel bir saldırının milyonlarca kişiyi uzun süreli ve çok derinden etkileyeceği endişesi hakim.
“Pahalı ve yerine koyması son derece zor sistemler”
Prof. Dr. Teoman Ayhan, bölge ülkelerinin kurduğu temiz su merkezlerini anlatırken ‘Son derece pahalı ve yerine koyması oldukça zor sistemler’ tanımlaması yapıyor.
Ayhan’a göre bu tesislerden iki ayrı grupta su elde ediliyor. Biri gündelik hayatta kullandığımız su. Bununla banyo yapmak, çamaşır yıkamak, temizlik işlerini halletmek mümkün. Diğer grup ise tamamen içme suyunu kapsıyor. Haliyle bu grup çok daha çetrefilli bir işlem süreci gerektiriyor.
En basit haliyle deniz suyunun gelişmiş filtrelerden geçirildiği, işlemlere tabi olduğu, tuz moleküllerinin tutunup nihayetinde tatlı suyun geçtiği bir sisteme işaret ediyor Ayhan. Bu dönüşümü sağlayan malzemelerin çok değerli olduğunun altını çiziyor.
“Paranız olsa da bugünden yarına o tesisleri kurdurmanız mümkün değil. Tabii bir de su en büyük politik silahlardan biri. Geçmişte size yardım eden ve bu teknolojiyi veren ülkelerin bugün de yanınızda olacağını kimse garanti edemez.” diyor Teoman Ayhan.
ABD ve İsrail’e yanıt olarak İran’ın bu tesisleri hedef alma tehdidinin gerçeğe dönüşme ihtimalini de yorumluyor ve “O zaman tüm bölge için kıyamet senaryosu başlar. İçme suyunu bir şekilde bulup idare edebilirler ama günlük su tüketimi sağlanmazsa kriz çok güçlü şekilde hissedilir. Hastalıklar baş gösterir. İş bir anda başka bir yere evrilebilir. Bu nedenle su tesisleri, hastaneler, elektrik santralleri gibi milyonlarca kişiyi etkileyecek hamlelerden uzak durulmalı. Çünkü sonrasında milyarlarca dolar harcasanız da buralardaki düzeni yeniden kurmanız çok zor. Herkes adımını buna göre atmalı.” diyerek sözlerini tamamlıyor.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.