Halkın Mesajına Sessiz Kalan Vekillere Açık Uyarı
Halkın Mesajına Sessiz Kalan Vekillere Açık Uyarı
Müslüm Aktürk'ün yazısı...
Müslüm Aktürk'ün yazısı...
CHP’nin yerel seçimlerde elde ettiği başarı küçümsenemez. Ancak bu sonucun tek başına bir “başarı hikâyesi” olarak görülmesi ciddi bir yanılgı olur. Ortaya çıkan tablo; hem daha kapsayıcı bir siyaset dilinin hem de iktidarın ekonomi başta olmak üzere toplumda rahatsızlık oluşturan uygulamalarının ortak sonucudur.
Bugün gelinen noktada ise bu başarının bazı milletvekilleri açısından bir rehavet alanına dönüştüğü yönünde güçlü bir izlenim vardır. Açık konuşmak gerekir: Sandıktan çıkmak, sorumluluğu hafifletmez; aksine daha da ağırlaştırır
TEMSİL SADECE SEÇİLMEKLE SINIRLI OLAMAZ
Genel Başkan Özgür Özel sahada yoğun bir tempo ortaya koyarken, aynı hassasiyetin tüm milletvekillerinde karşılık bulduğunu söylemek zor. Siyasi mücadele, tek bir ismin çabasıyla sürdürülemez. Milletvekilleri sahada görünmüyor, vatandaşla temas kurmuyor ve kendilerine iletilen konulara kayıtsız kalıyorsa burada ciddi bir temsil sorunu ortaya çıkar
İzmir’de yaşanan somut bir örnek bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor.
Şehir içi ulaşımda binlerce vatandaşı etkileyen ESHOT kaynaklı soruna dikkat çekmek amacıyla kaleme aldığım yazıyı önce ilgili kurumlara ilettim. Ardından konunun daha hızlı sonuç vermesi için CHP’nin İzmir’de görev yapan 13 milletvekilinden telefon rehberimde kayıtlı olan 9’una doğrudan gönderdim.
Şöyle de bir mesaj yazdım: “Sayın Vekilim merhaba. Yazıda belirtilen ve binlerce vatandaşı mağdur eden şehir içi ulaşım sorunu konusunda yardımınızı bekliyoruz.”
Ortada kişisel bir talep yok, ayrıcalık beklentisi yok, gündelik hayatı doğrudan etkileyen bir sorun var.
Buna rağmen yalnızca dört milletvekilinden geri dönüş aldım: Mehmet Salih Uzun, Ednan Arslan, Rıfat Turuntay Nalbantoğlu ve Yüksel Taşkın.
Sayın Mehmet Salih Uzun’un yaklaşımı özellikle dikkat çekiciydi. Kendisi bizzat telefonla arayarak “bilgilendirdiğiniz için çok teşekkür ederim, her zaman beklerim, sorunu çözmek için ilgili yerlerle temasa geçiyorum” ifadelerini kullandı ve konuyu sahiplendiğini açık biçimde gösterdi. Bununla da sınırlı kalınmadı; TBMM’deki yardımcısı Ebru Hanım tekrar arayarak herhangi bir gelişme olup olmadığını sordu ve süreci yakından takip ettiklerini ortaya koydu.
Bu tablo, olması gereken temsil anlayışının somut bir örneğidir.
Diğer milletvekillerinin sessizliği ise artık görmezden gelinecek noktayı aşmıştır.
Yoğunluk ya da program gibi gerekçeler belli ölçüde anlaşılabilir; ancak kamu yararını ilgilendiren bir konuda makul süre içinde geri dönüş yapılmaması, açık bir ilgisizlik ve sorumluluk zafiyeti olarak değerlendirilir.
BU MAKAM; ULAŞILMAZ OLMA YERİ DEĞİLDİR
Şu soru ortada duruyor:
Vatandaşın doğrudan ilettiği bir mesaja karşılık vermeyen bir milletvekili, Meclis’te kimi temsil eder?
Bu makam; mesafe koyma, ulaşılmaz olma ya da görmezden gelme yeri değildir. Tam tersine, sorunları sahiplenme ve çözüm için devreye girme sorumluluğu taşır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, seçmenle kurulan bağın zedelenmesine yol açar.
AK Parti milletvekillerinin bir bölümünün “iktidar rahatlığı” ile hareket ettiği, seçmenin sesine yeterince kulak vermediği yönünde eleştiriler uzun süredir dile getiriliyor. Bu durum kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık oluşturmuştur
Muhalefet kanadında benzer bir görüntünün ortaya çıkması ise çok daha büyük bir çelişki anlamına gelir. Oysa muhalefetin, hele hele iktidar iddiasında bulunan bir partinin vekillerinin daha duyarlı, daha ulaşılabilir ve daha mücadeleci anlayışta olmaları gerekir
İzmir gibi siyasi dengelerin belirli ölçüde oturduğu bir şehirde “nasıl olsa seçiliyoruz” düşüncesinin yerleşmesi en büyük risktir. Böyle bir yaklaşım, seçmeni hafife almakla eşdeğerdir
Seçmen sabreder ama unutmaz.
Cevapsız bırakılan her çağrı, biriken bir güvensizliğe dönüşür.
Bu yazı bir temenni değil, açık bir uyarıdır.
atandaşın sesine sırt çevirenler, bunun karşılığını er ya da geç sandıkta görür.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.